Meme küçültme ameliyatı, burun ameliyatları gibi çoğu durumda hem estetik hem de sağlık nedenleri için yapılmaktadır. Memelerde meydana gelen normalden fazla büyüme ve/veya sarkma kişide görsel, sosyal ve tıbbi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu durum ergenlikle birlikte de ortaya çıkabilir, doğum ve emzirme sonrası da meydana gelebilir. Çoğu kez çok rahatsız etmeyen bu durum ileri yaşlarda özellikle menapoz sonrası dayanılmaz bir hale gelebilir. Hastanın yaşı, durumu ve beklentisine göre her durumda uygulanabilecek tedaviler mevcuttur. Uygulanan ameliyat standart bir işlem değildir ve aslında birkaç farklı ameliyatın, ihtiyaca göre farklı derecelerle ardışık olarak uygulanması olarak tanımlanabilir. Temelde bu ameliyatta hem meme hacmi ve kitlesi azaltılır hem de meme şekli, duruşu, ve karakteristiği değiştirilir. Hangi bileşenin ne derecede uygulanacağına hastanın durumuna ve beklentisine göre karar verilir.

Örneğin, meme hacmi fazla olmayan, dolayısıyla boyun ve sırt yakınmaları olmayan,deri fazlalığından şikayetçi ancak ileri derecede sarkma nedeniyle diğer estetik ve sağlık sorunları olan bir hastada bu ameliyatta meme kitlesi azaltılması bileşeninin yapılmasına gerek yoktur. Yapılacak ameliyat meme dikleştirme (toparlama – mastopexy, mastopeksi) ameliyatı olarak adlandırılır ve meme küçültme ameliyatı ile hemen hemen aynı basamakları içermektedir. Hem meme küçültme hem de meme dikleştirme ameliyatları prensipte aynıdır, sadece ameliyat basamakları birbirinden farklı derecede uygulanmaktadır.

Memeler neden normalin dışında büyür ve sarkar?

İç ve dış sebepler olarak yanıtlanabilir.

İç sebepler kişisel faktörlerdir, yani ırksal, kalıtımsal sebeplerdir. Anne, anneanne, teyze, hala gibi akrabalarınızda da benzer sorunlar yaşayanlar vardır. Bunları değiştirmek ya da engellemek mümkün değildir. Bu yapısal farklılık hormon seviyelerine ve meme dokusunun hormona olan hassasiyetine bağlıdır. Ergenlikte hormonal değişiklikler yaşanır ve çoğu kez hormon seviyeleri normal de olsa meme dokusunun hassasiyeti nedeniyle memeler normalin dışında büyür. Hatta bu dönemde erkek çocuklarında bile meme büyümesi olabilir (jinekomasti). Genç yaşlarda memeyi kaplayan deri gergindir, yine benzer şekilde meme içindeki asıcı bağlar, ligamanlar daha sıkıdır. Bu nedenle genç yaşlarda ileri derecede meme büyümesi olsa bile sarkma nadir görülür. Ancak ileri derecede büyük meme dokusu bir süre sonra deri dokusunda ve bağlarda da gevşemelere yol açarak sarkmalara neden olmaktadır.

Dış sebepler ise bir çok etkene bağlıdır . En büyük etken zamandır. Genç yaşlarda meme dokusunu oluşturan süt bezleri ve yağ dokusu belirli orandadır ve süt bezleri yağ dokusundan daha fazladır. Yaşlanma ile birlikte yani süt bezlerinde azalma olur, ancak yağ dokusu artar. Emzirmeyle birlikte süt dokuları artar meme derisi genişler ancak emzirme bitiminde süt bezleri azalır, deride belirgin bir büzüşme olmaz. Yaşlanmayla birlikte yer çekiminin etkisi, meme dokusunu oluşturan süt bezlerin azalıp daha az dirençli yağ dokusunun artması, meme derisinin genişlemesi gibi dış etkiler memelerde sarkmaya ve meme şeklinin bozulmasına yol açar. Ayakta dururken meme başı, meme alt kıvrımından daha aşağıda yer alıyorsa meme sarkması var denebilir. Bunun derecesi ve memeye ait diğer şekil bozuklukları ile birlikte uygulanacak cerrahiye karar verilir.

Ne tür sorunlar ortaya çıkar?

Normalin dışında büyük memelerde (mammaryan hipertrofi, makromamma, gigantomasti) erken ve geç dönemde sorunlar ortaya çıkmaktadır. Erken dönemdeki sorunlar daha çok sosyal ve psikolojik sorunlardır. Ergenlik ve genç erişkinlikte, dalga geçilme korkusu, istenilen kıyafeti giyememe (örn. Denize, havuza girememe), spor faaliyetlerden kaçınılması ve öz güven eksikliği gibi sıkıntılar bir yana memeleri gizleme amaçlı kamburlaşma, sırt ağrısı, pişikler de önemli şikayetlerdendir. Daha ileri yaşta ise eşlik eden tıbbi rahatsızlıklar ile birlikte mekanik sorunlar ve şikayetler ön plana geçer. Boyun-sırt ağrıları, sütyenlerin köprücük kemiği ve omuzda oluşturduğu oluklar, pişikler ve deri rahatsızlıkları, oturup kalkarken veya iş yaparken (örn. ayakkabı bağlamak) ortaya çıkan zorluklar genelde açıkça dile getirilmekle birlikte bedensel memnuniyetsizlik, yaşlanma depresyonu gibi sıkıntılar da hemen her zaman mevcuttur.

Neden ameliyat?

Normalden büyük ve sarkık memelerde düzeltilmesi gereken noktalar ağırlık ve sarkmadır. Yani fazla olan meme dokusunun (süt bezi ve yağ), sarkmaya yol açan fazlalık derinin uygun şekilde çıkarılarak yeni bir meme sağlanmasıdır. Spor, masaj, bölgesel sıkılaşma gibi teknikler bir miktar yardımcı olacaktır ancak bu farktan memnun kalacak kişilere zaten ameliyat önerilmemektedir. Şu halde ameliyat yapılmadan bunları gerçekleştirebilecek bir tedavi bulunmamaktadır.

Nasıl bir ameliyat?

Ameliyat her durumda genel anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat süresi çıkarılacak doku miktarına bağlı olmak kaydıyla 2,5 – 4 saat arası sürebilmektedir.

Hangi teknik ve hangi şekilde olursa olsun, deri fazlalığının çıkarıldığı bütün ameliyatlarda kesi yapılır ve iz kalır. Fazlalık meme dokusu ve derisi çıkarılırken memenin sadece bir bölümünde bu işlem yapılmaz, yeni oluşturulacak şeklin yine bir meme şekli olabilmesi için hemen her yerden uygun miktarda doku ve deri çıkarılması gerekir ki bu da uzun bir kesi olacağı anlamındadır. Yani meme hacim, şekil ve duruşu açısından iyi sonuçlar alınabilen ancak izler konusunda fedakarlıkta bulunulması gereken bir ameliyat denebilir.

İzler, uygulanan bütün tekniklerde meme başındaki koyu alan (areola) çevresinde çembersel ve buradan meme alt kıvrımına uzanan dik (5-10 cm) bir iz kaçınılmaz olmakla birlikte ek olarak meme alt kıvrımında da yatay bir iz olarak devam edebilmekte (Ters T şeklinde). Çıkarılacak meme dokusu ve derisi ne kadar fazlaysa izler o denli uzun olacaktır. Yara iyileşmesi normal olarak tamamlandığında, meme başı çevresindeki iz geçiş nedeniyle çok belli olmaz. Meme alt kıvrımındaki iz de hem kıvrım yeri olduğundan hem de ayaktayken meme altında kaldığından daha az belli olur. Ancak dik iz en çok göze batan iz olacaktır. Bazı tekniklerde yatay iz ya hiç ya da daha kısa bırakılabilmektedir (vertical scar, short-scar). Ancak bütün tekniklerde dik iz kalacağını kabul etmek gerekir.

Bütün tekniklerde kalan izler dekolte giysilerin, iç çamaşırın veya bikininin dışına çıkmaz. İlk başlarda kalacak izler hastaların en büyük dertleri olsa da ileri dönemde memenin boyutu ve şekli daha önemli bir hal almaktadır.

Başka ne tür riskler vardır?

Tüm ameliyatlarda olabilecek anesteziye bağlı riskler, kanama, enfeksiyon vb. dışında diğer bir risk meme başında dolaşım bozukluğu ve his kaybı riskidir. Bu ameliyatta, uygulanan tekniklerin farklı olmasının bir sebebi de meme başının kanlanma ve hissini alan yapılan farklı şekillerde korunabilmesinden (pedikül) doğmaktadır. Uygun teknik seçiminin yanlış yapılması dışında hastaya ait faktörler bu konuda daha önemli rol oynar. Memenin çok büyük ve veya sarkık olması, güvenli küçültme aralığından daha fazla küçültme istenmesi, sigara, dolaşım sorunları, enfeksiyon, şeker hastalığı, kalp hastalıkları gibi altta yatan sebepler meme başı dolaşım ve his kaybı riskini arttırmaktadır. Tam veya kısmi meme başı kaybı olabilir. Dolaşım kaybı olmadan meydana gelen his kayıpları genelde aylar içerisinde normale dönmektedir.

Diğer bir risk emzirmenin kaybıdır. Bu ameliyattan sonra süt verme yeteneği kaybolabilir. Bu nedenle, bu tür durumları doktorunuzla konuşarak beklentilerinizi önceden anlatmanız yararlı olacaktır. Meme küçültme ameliyatı standart bir ameliyat değildir ve teknik seçiminde bir çok noktayı hesaba katmak gerekecektir. Ancak eğer laktasyon (süt verme) koruyucu teknik seçilirse, süt vermede herhangi bir sorun çıkmamaktadır, özetle ameliyat olmamış kadınlar kadar risk bulunmaktadır.

Diğer riskler tüm estetik ameliyatlarda bulunan yara yeri problemleri ve buna bağlı kötü izler, asimetriler, estetik memnuniyetsizliklerdir. Bunların bir kısmi önceden tahmin edilebilir. Doktorunuzla aranızdaki iletişim ve beklentilerin makul olması hayal kırıklıklarının önüne geçer. Normalden fazla olan yara izleri aylar sonra ufak işlemlerle azaltılabilir.

Ameliyat öncesi yapılması gerekenler?

Ameliyattan önce meme muayenesi yapılarak kitle varlığı araştırılmalıdır. Gereken durumlarda hormonal tetkikler yapılır. 37 yaş öncesi tüm kadınların meme ultrasonu, 37 yaş sonrası ise mamografi çektirmeleri gereklidir. Böylece ameliyat esnasında yaşanabilecek talihsizlikleri önceden önlemek mümkün olabilir.

Ameliyattan en az 2 ay önce sigarayı bırakın. Ameliyattan sonra mümkünse başlamayın ancak dikişlerinizin iyileştiğinden emin olmamız için en azından 2 hafta boyunca içmemeniz şart.

Ameliyat sonrası?

Estetik ameliyatlar arasında en ağrılı ameliyat sonrası dönemi olan işlemlerden sayılmaz. Ancak yine de en az 1 gece hastanede yatmanızda fayda var. Ameliyat bölgesinde toplanan kanı boşaltmak amacıyla kapalı ya da açık drenler bulunacaktır. Bu drenler 2-3 gün içerisinde çekilir. Dren çekilme işlemi ile dikiş alınma işlemi arasında acı açısından pek fark bulunmaz.

Ameliyat sonrası yaklaşık 1 hafta boyunca istirahat etmeniz önerilir. Dik yatmanız, mümkün olduğunca öne eğilmemeniz, kollarınızı çok kaldırmamanız tavsiye edilir. 5 gün sonra banyo yapabilirsiniz. Ameliyattan hemen sonra uygulanan özel sütyeni en az 1 ay boyunca kullanmanız yararlı olacaktır.

Genelde sonradan alınması gerekmeyen dikişler kullanılır. Normal günlük faaliyetlerinize 3 gün içinde dönebilirsiniz ancak aktif çalışma hayatı için en az bir hafta beklemeniz gereklidir.

Özetle, meme küçültme ameliyatı doğru ellerde ve doğru durumlarda uygulandığında memnuniyet oranının yüksek olduğu, kişinin hem psikolojik hem sosyal hem de boyun-sırt ağrısı gibi sağlık sorunlarına da çözüm getiren kalıcı ve güvenilir bir ameliyattır.