Meme büyütme operasyonu (augmentasyon mamaplasti) sık yapılan ve hasta memnuniyetinin yüksek olduğu estetik cerrahilerden birisidir. Şu an dünyada ve ülkemizde rutin bir cerrahi haline gelmiş ve son yıllardaki tıbbi endüstrinin sağladığı materyallerle sonuçlar neredeyse ideale yaklaşmıştır.

NEDEN MEME?

Öncelikle bilinmesi gerek konu bu ameliyatın “göğüs” değil “meme” ameliyatı olduğudur. Çünkü göğüs demek göğüs kafesi, kaburgalar, akciğer ve kalbin içinde bulunduğu boşluk, ve sırt bölgesini ilgilendiren alandır. Memeler ise göğüste bulunan süt salgılayan organlardır. Bu ameliyatta göğüs büyütülmez, göğüs ölçüleriniz aynı kalır, meme boyutları ve şekli değiştirilir.

Meme büyütme ameliyatı, adı üzerinde memeyi hacim olarak büyütmeyi amaçlar. Meme sarkıklığının düzeltilmesi ameliyatı tamamen farklı bir ameliyattır. Orta-ağır derecede sarkıklık şikayeti olan birisine meme büyütme ameliyatı yapılırsa sarkık ve daha büyük memeler elde edilir. Ancak meme hacmi fazla olmayan ve hafif derecede sarkıklığı olan hastalarda uygun protezlerle toparlama da sağlanabilmektedir.

NEDEN AMELİYAT?

Meme büyütme ameliyatında zaten var olan memenin şekil ve hacim olarak değiştirilmesinin amaçlanmaktadır. Yani herhangi bir sebeple kısmi ya da tam meme kaybı olan hastalarda da benzer yöntemler kullanılabilmektedir ancak bu makalede sadece estetik amaçlı yapılan büyütme ameliyatlarından bahsedilmektedir.

Günümüzde bu ameliyat silikon meme protezleriyle yapılmakla birlikte alternatif tedaviler de mevcuttur. Altın standart yani öncelikle tercih edilen ve sonuçlarının tahmin edilebilir olduğu yöntem silikon meme protez (implant) yerleştirilmesi işlemidir. Alternatif tedavileri basitten karmaşığa doğru gözden geçirdiğimizde masaj, özel giysiler, bitkisel ilaçlar, hormonlar, yağ enjeksiyonu, dolgu enjeksiyonu olmak üzere bir çok yönteme rastlanabilir. Rasyonel bir düşünce ile masaj ve özel giysiler sadece minimal geçici şekil değişikliği sağlanabileceği aşikardır. Meme dokusunu veya hacmini arttırmak için bazı bitkisel ve hormonal replasman içeren ilaç tedavileri mevcuttur. Bu ilaçlar eğer kullanıldığında işe yarıyorsa hormon içeriyordur ve ileride ek sorunlar yaratacağı muhtemeldir. Diğer yandan meme dokusunun az olmasının sebebi hormon seviyesinin düşüklüğünden ziyade meme dokusunun hormona yanıtının az olmasıdır. Bu nedenle ancak tehlikeli sayılabilecek yüksek seviyede hormon alınmasıyla meme dokusunun büyüyebileceği unutulmamalıdır. Alınan hormon sadece meme dokusu üzerine değil üreme dahil bütün organlarda etkilere sahiptir. Bu nedenle en güvenilir yöntem meme dokusunu taklit edecek şekilde büyütme işlemidir.

Yağ enjeksiyonu plastik cerrahide çok sık kullanılan bir yöntemdir. Son yıllarda meme büyütme amaçlı da kullanımı yaygınlaşmıştır. Ancak tek seansta verilebilen ve yaşayabilecek doku miktarının az olması, vücuttan alınabilecek yağ dokusunun her zaman bulunamaması, yağ dokusunun meme dokusundan farklı kıvamda olması sonucu ideal görünümü sağlayamaması ve çok seans gerektirmesi nedeniyle tam anlamıyla bir meme büyütme işleminden ziyade ufak asimetrileri, çöküklükleri düzeltme işlemi olarak kullanım alanı bulmuştur.

Aynı amaçla dolgu materyalleri de (hyaluronik asit) kullanılabilmektedir. Normalde 1-2 cc (gram) olarak bulunan bu materyalle sadece yüz bölgesi estetiği uygulamaları yapılmaktaydı. Artık daha büyük miktarda gövde, meme, kalça, bacak gibi bölgelerde uygulama amaçlı preparatlar mevcut. Yağ enjeksiyonuna benzer sonuçlar verebilmekle birlikte uygulaması daha basit ama sadece 6-7 ay işe yaramakta. En küçük silikon protezden daha az miktar enjeksiyon yapılabilmekte ve ekonomik olarak protezden daha pahalı. Eğer “ameliyat” olmaktan korkuyorsanız, çok büyük bir değişiklik istemiyorsanız ve kalıcı olmaması sorun değilse sizin için bir seçenek olabilir.

Şu haliyle –aksi bir sebep yoksa - silikon meme protezleri (implantlar) en uygun seçenektir. Her ne kadar yabancı bir maddeyi vücut içinde bırakmak ilk başta rahatsız edici bir fikir gibi görünse de alınan sonuçların başarısı bu tekniğin güvenilir olduğunu kanıtlamıştır.

MEME PROTEZLERİ (İMPLANTLAR)

İlk kullanımlarından bu yana silikon meme protezleri giderek geliştirildi ve çeşitlendirildi. Hepsinin ortak özelliği ise dış kılıflarının sert silikondan yapılmış olması. Şekil olarak ise yuvarlak, damla, anatomik ve hatta kişiye özel (custom) protezler bulabilmek mümkün. Silikon kılıfın içinde bazen tuzlu su (salin), bazen hem tuzlu su hem jel, bazen akışkan silikon jel bazen de daha az akışkan silikon jel bulunabilmekte. Eski protezlerde dış yüzeyler düz (smooth) iken günümüzde kapsül oluşumunu azalttığı kanıtlanan pürtüklü (textured) yüzeyli protezler tercih edilmekte. Boyut olarak da hemen hemen her aralıkta (cc – santimetreküp) seçim yapılabilmekte.

Diğer bir kriter de protezin tabanı ve yüksekliğinin birbirine oranıdır. Bu ölçü “profil” olarak adlandırılır, düşük, orta ve yüksek projeksiyonlu protezler mevcuttur. Düşük profilli protezlerde taban geniştir ve çıkıntı oranı azdır. Yüksek profilli protezlerde ise protez tabanı (dairesel) dar ama çıkıntı yüksekliği uzundur.

Diğer merak edilen bir konu silikon protezin zararlı olup olmadığı. Silikon zaten sağlık sektöründe en çok kullanılan materyallerden birisidir. Herhangi bir doku reaksiyonuna yol açmaması, radyolojik incelemeleri bozmaması, dayanıklı ve şekil verilebilir olması gibi özellikleri nedeniyle tercih edilmektedir. Sadece plastik cerrahi değil diğer bir çok bölümde de silikon yoğun olarak kullanılmaktadır. Silikonun kanser yaptığı ya da başka sorunlara yol açtığını gösteren bilimsel bir veri yoktur. Kişisel istisnalar dışında “masum” bir materyaldir.

En sık işittiğim sorulardan birisi de “silikon patlar mı?” sorusudur. Plastik cerrahlar arasında kült sayılan sorulardan birisi olmakla birlikte herkesin cevabını merak ettiği bir konudur. Silikon protezler kesici-delici yaralanmalar olmadığı sürece patlamaz. Bunun dışında silikon protezi patlatabilmek için gereken enerji öncelikle kaburga ve sırt kemiğinizi parçalar. Kendiliğinden patlayan silikon protez ya hatalı üretimdir ya da şehir efsanesidir.

NASIL BİR AMELİYAT?

Ameliyat farklı şekillerde yapılabilmekle birlikte hepsinin ortak özelliği genel anestezi altında yapılmasıdır. Yaklaşık 1-2 saat sürer. Ameliyat sonrası genelde sorunsuzdur. Dikişlerin alınmasına gerek yoktur, pansuman ameliyat sonrası hemen banyo yapılabilecek şekildedir ancak iki üç gün boyunca bandajların açılması önerilmez.

Ameliyatları farklı yapan şey, hangi çeşit protezin vücudun neresinden ve nereye konulduğudur. Kişisel farklılıklar ve ameliyatın çeşidine göre ameliyat sonrası ağrı, günlük işlere dönebilme süresi gibi farklılıklar ortaya çıkabilmektedir.

Nereden?

Protezi yerleştirebilmek için vücutta bir giriş deliği açmak gerekir. Bu delik küçük olmalı, az iz bırakmalı ve ek sorunlara yol açmamalıdır. Şu an kullanılan giriş yöntemleri meme başı, meme altı, koltuk altı ve göbek deliğidir. Bu seçim hasta durumuna, kullanılacak proteze ve hekim tercihine göre değişebilmektedir.

Örneğin meme başı (periareolar) yönteminde meme başının çevresindeki koyu derinin normal deriyle birleştiği çizgide yarım ay şeklinde bir kesi yapılarak protez bu delikten yerleştirilir. Zaten geçiş bölgesi olduğundan iz gayet doğal durur. Öte yandan bu keside bir miktar meme dokusuna zarar verilebilme riski mevcuttur ki ileride emzirme problemleri yaratabilir. Ek olarak meme başı küçükse protezin girebilmesi için gereken delik göreceli olarak büyük olacaktır ve bu meme başında his kaybına yol açabilir. Özetle bu yöntem daha çok emzirme beklentisi olmayan, meme başı küçük olmayan ve daha az iz isteyen hastalarda uygundur.

Meme altı yönteminde memenin alt kıvrım yerinde yani karın bölgesine geçiş bölgesine bir kesi yapılır ve protez bu delikten yerleştirilir. Teknik olarak en rahat ve az riskli yöntem budur. Eğer yara iyileşme sorunu yoksa belli belirsiz bir iz kalır. Ayaktayken meme dokusu bu izi örter ancak yatarken daha çok göze çarpar.

Koltuk altı kesisi en az iz bırakan yöntemdir diyebiliriz. Ancak bu yöntem teknik olarak daha zordur ve bazı kısıtlamaları vardır. Mesela bu kesiyle ancak sonradan şişirilebilen tuzlu sulu protezler kullanılabilir ve sadece kas altı plan kullanılabilir.

Göbek deliği de teknik olarak zor ve kullanım alanı kısıtlı yöntemlerden birisidir.

Nereye?

Bütün meme protezleri estetik meme büyütme ameliyatlarında teorik olarak meme dokusu altına konulmaktadır. Meme dokusu içine veya üstüne meme protezi konulmamaktadır. Meme dokusu altı planda ise sadece meme dokusu altı, kas altı, yarısı kas altı yarısı meme dokusu altı (dual-plane), faysa altı gibi boşluklara protez konulabilmektedir. Bunlar hastaya sunulan ve seçmesi beklenen ya da hastanın hekime önerebileceği seçenekler değildir. Hastanın durumuna ve beklentisine göre hekim tarafından alternatiflerin üretilip eksi ve artılarıyla hastaya anlatılması gereken tekniklerdir. Hangi tekniğin seçileceğine o günün modasına göre karar verilemez. Zayıf,uzun, ince derili, meme dokusu bulunmayan ve fazla büyük boyutlar istemeyen bir hasta ile daha yuvarlak hatlara sahip ve olabildiği kadar büyük boyut talebi olan birine şüphesiz aynı seçenekler sunulmamalıdır.

Protez konulacak plan seçilirken konulacak protezin de önemi büyüktür. Yuvarlak protezler çok büyük konulmayacaksa hemen her planda konulabilir. Ancak nisbeten büyük yuvarlak protezler kas altına konulmazlarsa dışarıdan bakıldığında “sırıtabilir” ler. Aynı şekilde damla şekilli protezlerden kas altında “damla” şeklinde kalması beklenemez. Bu konudaki algoritma oldukça karışıktır ve size önerim hekiminizin tecrübelerine güvenmenizdir.

Hangi protez?

Hangi protez olursa olsun kaliteli ve dünyada en çok kullanılan ilk üç markadan biri olmasına özen gösterin. Hasta olarak kullanılacak protezin hacmini, şeklini, planını seçmekten ve sormaktan çok doktorunuza markasını sorun.

Bunun dışında sık kullanılan meme protezlerini hacim ve şekil olarak iki ana grupta toplayabiliriz. Hacim, meme protezinin ne kadar büyük olduğunu belirten içerdiği silikon jelin cc (santimetreküp) cinsinden miktarıdır. Ameliyat öncesi memelerin hacmini ve istenen meme büyüklüğünün hacmini hesaplayıp aradaki farka göre seçim yapılabilir. Yine de en basit ve güvenilir yöntem demo protezleri sütyen içine koyup prova yapmaktır. Kabaca istenen hacim hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Şekil olarak yuvarlak ve damla protezler mevcuttur. Damla protezlere bazen “anatomik” de denilse de çok uygun olduğunu düşünmüyorum. Damla protezler ayakta duran bir kadının yandan bakıldığında memenin aldığı şekildedir ve su damlasına benzer. Yani üst kısım daha az dolgundur ve asıl dolgunluk alt kısımdadır. Bu şekilde köprücük kemiğinden memeye geçiş daha doğal durur. Ancak sırtüstü uzanan birindeki meme damla şeklinde değildir, yani her zaman anatomik değildir. Damla protezlerin fiyatları aynı marka ve model yuvarlak protezlere göre daha fazladır.

Günümüzde plastik cerrahlar arasında en çok tartışılan konulardan birisi de damla mı yuvarlak mı kullanmak gerektiğidir. Benim görüşüm, bazen damla bazen de yuvarlak kullanmak gerektiği yönünde. Hastanın genel vücut yapısı, meme dokusu hacmi ve beklentilerine göre uygun protezler seçilmesi daha doğru olacaktır.

Güzel bir sonuç için ne yapmalıyım?

Tabii ki ne istediğinizi açıkça hekiminizle paylaşmanız gerekir. Arzu ettiğiniz şekil ve büyüklük neyse hekiminiz imkan dahilinde olabilecek sonuçları size anlatabilir.

Bunu yaparken istediğiniz sütyen ölçüsünü söylemeyin. Yani şu an 80 sütyen kullanıyorum 90 istiyorum demek çok açıklayıcı olmayacaktır zira o rakamlar meme değil göğüs ölçünüzdür ve göğüs ölçünüz ameliyat sonrası değişmeyecektir. Sütyeninizde 80 A veya B gibi harflar de vardır. Bunlar cup-size olarak geçer ve meme büyüklüğünü gösterir. Yani 80 C giyen bir kadının memeleri pekala 90 A giyen bir hanımdan çok daha büyüktür. Cup-size ölçüsünü daha iyi anlamanız için bazı örnekli kartelalar mevcuttur. Doktorunuzla birlikte istediğiniz şekle karar verebilirsiniz. Ancak yapılan ameliyatın ölçüsünü mezura kullanarak ölçmek hata olacaktır.

Ameliyat sonrası ise doktorunuzun önerilerine uyarak oluşabilecek sorunları azaltabilirsiniz. Ameliyat sonrası ilk iki ay özel sütyen kullanmak protezin kaymasını ve doğru yerde şekil almasını sağlayacaktır. Daha sonra normal sütyenlere geçmenizi ve mümkünse ömür boyu sütyen kullanmanızı tavsiye ediyorum.

Ameliyat sonrası riskler?

Ameliyat sonrası erken dönemde nadiren de olsa kanama ve enfeksiyon dışında pek bir sorun beklemiyoruz. Eğer kas altı bir plan seçildiyse daha fazla ve uzun süren bir ağrınız olacaktır. Özellikle kol hareketlerinizi azaltmanızı ve dik yatmanızı tavsiye ediyoruz. Bunun dışında zarf dediğimiz protezi kaplayan meme derisi göreceli olarak az olduğunda (özellikle zayıf yapılı genç kızlarda) protez göğüs kafesi üzerine baskı yaparak daha fazla ağrıya ve nefes almada zorluklara yol açabilmektedir. İlk haftalardan sonra bu durum genelde normale döner.

Geç dönemde proteze bağlı oluşabilecek sorunlar protezin yer değiştirmesi ve kapsül oluşumudur. Yuvarlak protezlerin kendi etrafında dönmesi herhangi bir soruna yol açmaz ancak damla protezlerin dönmesi asimetri ve şekil bozukluğuna yol açar. Eğer ameliyatta protez için oluşturulan cep olması gerektiğinden büyükse dönme veya kayma meydana gelebilmektedir. Yine ameliyat sonrası özel sütyen kullanılmaması, erken dönemde yüzüstü/yan yatılması da bu tür sorunlara yol açabilmektedir.

Kapsül nedir?

Daha geç dönemde karşılaşılan bir sorun da kapsül (kapsüler kontraktür) oluşumudur. Normal şartlarda vücut protezi kaplayan bir kılıf oluşturur. Bu kılıf ince olduğundan herhangi bir şekilde hissedilmez ve proteze zarar vermez. Bazı durumlarda bu kapsül kalınlaşarak kasılır ve protezin şeklini bozar. Protezin cinsinden ameliyat tekniği, kanama, enfeksiyon gibi bir çok faktörün yanında kişisel faktörlere bağlı ortaya çıkmaktadır. Yeni geliştirilen protezlerle bu risk minimuma indirilmekle birlikte riski daha da azaltmaya yönelik ameliyat sonrası önerilere uyulması gerekmektedir. Kapsül oluşumu normal sınırların dışına çıktığı zaman tedavisi yeniden ameliyat, kapsülün çıkarılması ve protezin kendisinin ve/veya yerinin değiştirilmesidir.

Daha uzun dönemde karşılaşılan riskler aslında risk olarak değil bir süreç olarak tanımlanır. Plastik cerrahide yapılan tüm işlemler zamanı geriye çevirmez veya dondurmaz. Meme protezi sonrası elde edilen görüntü tabii ki ömür boyu kalıcı değildir. Kabul etmek güç olabilir ama ameliyattan sonra da zaman geçip gider ve yaşlanma devam eder. Ameliyat olmamış biriyle kıyaslandığında silikon protez ile büyütülmüş meme sarkmaya ve şekil bozukluğuna daha dirençlidir ama yine de ameliyat sonrası çocuk sahibi olanlar ve emzirenlerde muhakkak bir miktar sarkma meydana gelebilir. Hafif sarkıklıklarda protezin çıkarılıp daha büyük ve dik (yüksek profil) bir protezle değiştirilmesi çoğu kez yeterli olmakla birlikte daha ağır sarkıklıklarda ek olarak toparlama ameliyatı (mastopeksi) de gereklidir.