"Estetik ameliyat", "güzellik merkezi" gibi kavramlar toplumda hep kadınlarla ilişkilendirilir. Oysa ki "estetik" ve "güzellik" doğada bırakın cinsiyeti canlı-cansız her varlık için kullanılabilen terimlerdir.

Modern estetik cerrahinin başlangıcında günlük hayatta daha güzel ve alımlı görünmek isteyen kadınlar muhakkak başrolü oynamıştır. Günümüzde ise günlük hayatta olduğu kadar iş hayatında da görünümün başarıyı değiştirebileceğinin farkına varan erkekler dengeyi sağlamışlardır diyebiliriz.

Ülkemizde özellikle son 10-15 yılda estetik cerrahi yapılan kadın/erkek oranında anlamlı derecede bir azalma olduğu açıktır. Bunun sebebi estetik cerrahi yapılan kadın sayısının azalması değildir, bilakis bu sayı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Özetle, erkeklerin estetik cerrahiye olan ilgisi ve sonuçlar bu durumun açıklamasıdır.

Erkeklerin en sık tercih ettiği estetik işlemlerden kısaca bahsedelim.

1- Burun Estetiği (Rinoplasti - Septorinoplasti)

Tüm dünyada en sık yapılan estetik operasyon rinoplasti için artık "unisex" bir işlem diyebiliriz. Burnun yüzün tam ortasında yer alması ve yüz güzelliğinin neredeyse ana kriteri olarak görülmesi popülaritesinin devamını garantilemekte.

Kadınlardan farklı olarak burun estetiği yaptıran erkeklerde "nefes alma şikayeti" duruma daha sık eşlik etmekte. Erkeklerin çocukken daha hareketli olması, daha tehlikeli işlerde çalışması, trafik kazaları, kavgalar ve futbol gibi spor yaralanmalarına daha açık olması nedeniyle travmatik burunlara kadınlara oranla fazla karşılaşılmakta. Travmatik burunların hemen hepsinde nefes alma şikayeti de bulunmakta. Bunun yanında gelişimsel dediğimiz herhangi bir dış sebebe bağlı olmaksızın meydana gelen şekil ve nefes alma bozuklukları da sık görülebilmekte.

Burun estetiği ameliyatını sadece görsel, sanatsal bir yaklaşımla açıklayabilmek doğru değildir. Sanatsal bir bakışın yanında analitik bir mühendislik ve teknik beceri vazgeçilmezdir.

Teknik olarak lokal anesteziyle de yapılabilse de çoğunlukla genel anestezi (uyutularak) tercih edilmektedir. Her ne kadar küçük bir ameliyat gibi görünse de tam teşekküllü bir hastanede yapılması şart.

Burun ameliyatının en sevilmeyen taraflarından biri de tamponlardır. Muhtemelen sizleri de bu konuda korkutacak daha önce burun ameliyatı olmuş arkadaşlarınız vardır. Ameliyat esnasında burun bölmesindeki kıkırdağın yaşaması ve burun şeklinizin korunması için burun içi uzun tamponlar konulması gerekmekteydi. Günümüzde artık daha kısa tamponlar kullanılmakta hatta bazen tamponsuz olarak da bu ameliyat gerçekleştirilebilmekte. Yumuşak silikondan imal edilmiş hava geçişine izin verecek kanallar bulunduran splintler ameliyat sonrası dönemin daha rahat geçmesine imkan sunmaktadır. Aynı şekilde dış burun kemiklerine şekil vermek için kullanılan klasik alçı yerine daha küçük ve hafif özel plastik ateller de tercih edilmektedir.

Burun ameliyatları günümüzde açık ve kapalı yöntem olarak iki farklı şekilde yapılmaktadır. Bu yöntemler sanıldığının aksine birbirine karşı iki yöntem değildir. Yine sanıldığının aksine açık yöntem daha yeni ve modern bir yöntemdir. Hangi yöntemin seçileceğine cerrahın konu üzerindeki tecrübesi daha etkili olmakla birlikte her iki yönteme ait farklı avantajlar ve dezavantajlara göre hasta durumu göz önünde bulundurularak seçim yapılmalıdır.

Kapalı yöntemde burun dışından görülecek bir kesi, dolayısıyla dikiş, ve yine dolayısıyla dikiş izi olmaz. Görüş ve ulaşım zorluğu nedeniyle aynı kesiden burun nefes yolları ile ilgili major işlemler yapılamaz. Ortalama bir ameliyat 45 dakika ile 90 dakika arasında değişir. Yine ağır burun ucu şekil bozukluklarında, ağır doku kayıplı burunlarda bu yöntem uygun değildir. Burundan nefes alma şikayeti olmayan ya da burun yeni şekliyle burundan nefes alma zorluğu oluşmayacak hastalarda, burun ucunda büyük değişikliğe gerek görmediğim hastalarda, ufak revizyonlarda kapalı yöntemi tercih etmek doğru olacaktır.

Açık teknik burun ameliyatında burun ucu orta kısımda yapılan 2-3 mm lik deri kesisi ile burun kıkırdak yapıları ortaya konur. Şekil ve nefes ile ilgili yapılara tam ulaşım ve hakimiyet sağlanır. Ortalama ameliyat süresi 60 dakika ile 120 dakika arasında değişir. Komplike ameliyatlar ise 6 saate kadar uzayabilir. Yapılan kesi 1-2 ay sonra hemen hemen iz kalmayacak şekilde iyileşir.

2- Meme – Göğüs Küçültme (Jinekomasti)

Jinekomasti, erkekte kadın şeklinde meme büyümesidir. Genelde ergenlikle birlikte ortaya çıkan bu durum ileri yaşta ya da çocuklukta da görülebilmektedir. Her ne kadar sağlık açısından herhangi bir zararı olmayan bir durum olsa da, psikolojik ve sosyal zorluklar yaratmaktadır.

Ergenlik döneminde dokuların hormonlara yanıtı da artmaktadır. Tüm bu olayların sonucunda, ergenlik döneminde hemen her erkekte bir miktar meme büyümesi olmaktadır. Bazı durumlarda bu büyüme normalden fazla olmakta (jinekomasti) ve istenmeyen bir duruma yol açmaktadır. Ancak her durumda bu büyüme her iki memeyi de etkiler ve simetriktir.

Yapılacak ameliyatla fazla olan dokular çıkarılır. Bu dokular yağ, süt bezi ve deridir. Çoğu kez bu dokuların hepsinde fazlalık vardır ancak olan hangisinin daha fazla olduğudur.

Meme derisinde fazla miktarda bir genişleme ve sarkma yoksa ameliyat sonrası derinin büzüşebileceği düşünülüyorsa izsiz ya da çok az bir izle sonuçlanan ameliyatlar uygulanabilir.

Bu durumda eğer yağ dokusu fazlaysa liposuction en uygun yöntemdir. Liposuction ile fazlalık yağlar ince kanüllerle parçalanarak vakum yardımıyla küçük deliklerden çekilir, herhangi bir iz kalmaz. Liposuction ile alınamayan süt bezleri ise memenin koyu dairesel bölgesinin (areola) alt kısmında yapılacak ufak bir kesiyle alınabilir.

Eğer süt bezi ağırlıklı bir büyüme varsa, yağ dokusu fazlalığı yoksa, yine memenin koyu dairesel bölgesinin altında yapılacak hilal şeklindeki bir kesiden bu dokular çıkarılabilir. Az hatta belli olmayacak bir iz kalacaktır.

Çok ileri derecede yağlanması olmayan durumlarda liposuction lokal anestezi ve sedasyon altında da yapılabilmektedir. Ancak genel anestezi eğer engel bir durum yoksa, her durumda daha uygun bir seçenektir. Ameliyat 1,5 – 2,5 saat arası sürer. En fazla bir gece hastanede yatış gerekir. Bazen drenler konulabilir.Ameliyat bitimi baskılı bandajlar uygulanır. Yaklaşık 1 hafta kadar bu bandaj çıkarılmaz. Dikişlerin alınması gerekmez, en fazla liposuction için açılan deliklerdeki tek dikişler bir hafta sonra kendiliğinden düşmezse alınır. Daha sonra sıkı atlet şeklinde özel korse kullanılır, deri sarkıklığına göre 2-6 ay arası sıkı giysiler tercih edilmelidir.

3- Yağ Aldırma (Liposuction)

Liposuction işleminde bilindiği gibi cihaz yardımıyla cilt altı fazla yağ dokusu parçalanarak negatif basınç ile emilmekte ve istenen bölgelerdeki yağlar vücuttan uzaklaştırılarak yeni bir vücut şekli verilebilmekte. Kadınlar basen, bacak, diz, kol gibi bölgelerdeki fazla yağlanmalardan şikayetçiyken erkekler karın, bel ve meme bölgesi ile ilgili yağlanmadan yakınmaktadırlar. Diğer şikayetçi oldukları konu belli bir yaştan sonra spor yapsalar dahi bu bölgelerin erimemesidir. Jinekomasti şikayeti olan erkek hastalarda sıklıkla karın ve bel bölgesinde de yağlanma artışı izlenmekte bu nedenle aynı seansta göbek ve bel yağları da liposuction uygulanarak düzeltilmektedir.

Liposuction işleminde herhangi bir kesi ve dikiş işlemi yapılmaz. Sadece kanüllerin giriş delikleri için 2-3 milimetrelik delikler açılır. İşlem sonrası 2 ay kadar ilgili bölgeye uygun korseler kullanılmalı ve mümkünse spor yaparak deri sarkması önlenmelidir.

4- Kepçe Kulak Estetiği

Erkeklerde saçın genelde kısa olması bu şekil bozukluğunun gizlenmesini de zorlaştırır. Kulak kepçeleri nisbeten büyük gibi görünse de aslında sorun kıkırdak fazlalığından ziyade kıkırdak şekil bozukluğudur. Kulak kıvrımlarının normalden az olması, kulak kepçesi ile kafa arasındaki açının fazla olması gibi sorunlar bu şekil bozukluğuna yol açar. İşlev olarak herhangi bir soruna yol açmasa da sosyal ve psikolojik olarak zorluklar yaratabilen ancak tedavisi olan bir durumdur.
Kulak kepçesinin gelişiminin tamamlanması 6 yaş civarı büyük ölçüde tamamlanır. Kepçe kulak okul döneminde sosyal sorunlara yol açmaya başlar. Bu nedenle 6 yaş hem sağlık açısından hem de psikolojik açıdan uygun bir ameliyat yaş sınırıdır.

Yapılan işlemler için genel anesteziye ihtiyaç yoktur. Lokal anestezi ile gayet rahat şekilde bu ameliyat gerçekleştirilmekte. Ancak çocuk hastalarda tabii ki genel anestezi çok daha uygun bir seçenektir. Ameliyatta amaç yukarıda belirtilen kıkırdak şekil ve yerleşim bozukluklarını düzeltmektir. Kulak arkasından yapılan bir kesi ile kulak kepçesinin kafa ile yaptığı açı azaltılmakta ve belirgin olmayan kıvrımlar belirginleştirilerek kulak orta ve üst bölümü arkaya doğru yatırılmaktadır. Bu işlemler kıkırdak dokusu çıkarılarak ve sütürler (ipler) ile yapılmakta. Daha sonra kulak arkasındaki kesi bir miktar fazlalık deri çıkarıldıktan sonra dikilerek ameliyat tamamlanmaktadır. Her hastada farklı bölgede ve derecede kepçelik olduğundan bu aşamaların sayısı ve derecesi her hastaya ayrı şekilde yapılmalıdır. Siz de ayna karşısında kulaklarınızın düzeltilmesini istediğiniz bölgelerini ellerinizle iterek prova yapabilir ve hangi bölgelerin düzeltilmesi gerektiğini görebilirsiniz.

Kesi ve dikiş kulak arkası kıvrımında olduğundan belli belirsiz bir iz oluşmaktadır. Ameliyat sonrası kulaklarınız bandajlı olacak ve bazı durumlarda dikişlerin içinden ince şerit halinde drenler konulacaktır. Bandaj ve drenleri 2. gün çıkarıp daha rahat bir saç bandı-tenisçi bandına geçiş yapabilirsiniz. Yaklaşık 2-3 hafta gece gündüz bu bantla yaşamanız, daha sonraki ay ise sadece gece bu bandı kullanmanız önerilmektedir. 3. günden sonra banyo da yapabiliyorsunuz. Dikişler 2 hafta sonunda alınacaktır.

5- Yüz ve Göz Kapağı Estetiği

Erkekler genellikle 50-55 yaşından sonra yüzlerinde meydana gelen sarkmalardan ve çizgilerden rahatsız olmaya başlarlar. Zira bu değişiklikler artık onları "olgun" olmaktan ziyade "yaşlı" göstermektedir.

Alın ve yüz bölgesindeki kırışıklıklar için ameliyat gerektirmeyen işlemlerle başlamak doğru olacaktır. Botoks ve dolgu enjeksiyonlarıyla daha dinç ve dinamik bir görüntü elde edilebilir.

En çok rahatsız olunan bölgeler göz çevresi ve boyundur. Üst ve alt göz kapaklardaki torbalanmalar yaşlı bir görünümden öte bitkin ve bakımsız ifadesi yaratır. Boyun bölgesi ise yan profilde rahatsız edici bir portre ortaya koyar.

Üst ve alt göz kapaklardaki şikayetler için blefaroplasti operasyonu yapılmakta. Bu operasyon lokal anestezi altında gerçekleştirilmekte ve aynı gün hasta evine gidebilmektedir. Göz kapaklarındaki fazlalık deri çıkartılmakta, torbalar alınmakta ve gerekirse asma işlemi yapılmakta ve göz çevresi daha genç bir görüntüye kavuşturulabilmektedir.

Boyun ve yanak bölgesi için yüz germe işlemi düşünülebilir. Bu işlem çoğunlukla genel anestezi altında ve nispeten daha karmaşık olsa da sonuçları dramatiktir.

6- Saç Ekimi

Başından beri erkeklere has bir estetik işlem olarak kabullenilen saç ekimi artık kadınlara da yapılmaktadır. Seyrek, dökülmüş saçlar insanları olduğundan daha yaşlı, bakımsız ve bitkin göstermekle birlikte gür saçlar gençliğin ve dinçliğin göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Olağan koşullarda bir insanda günlük 80 ila 120 arası saç telinin kaybedilmesi normal kabul edilmekte ve benzer sayıda yeni saç teli çıkmaktadır. Denge eğer saç teli kaybı tarafına dönerse ya da çıkan yeni saç teli sayısı azalırsa saç yoğunluğu giderek azalır ve kellik ortaya çıkar. Bu dengeyi bozan sebepler metabolizmayı bozan ilaç kullanımı, yanlış beslenme, hormonal dengesizlikler, ilaç ve kemoterapi, radyasyon, radyoterapi ve depresyon olabilir. Bu sebepler geri dönüşümü olan sebeplerdir ve ortadan kaldırıldığında denge eski haline gelmektedir.

Bunun yanında toplumda en sık görülen ve tedavi için en çok başvuran hasta grubu altta yatan herhangi bir dış etken olmamasına rağmen saçları dökülen insanlardır. Kalıtsal olarak baba, dayı, dedeye benzer şekilde belirli bir yaştan sonra kafa ön iki yan ve tepeden başlayan, ense kısmında ise herhangi bir şikayeti olmayan çoğunlukla erkek bireylerin şikayet ettiği kellik durumuna “androjenik” alopesi (erkek tipi kellik) adı verilmektedir. Kafadaki belirli bölgedeki saç kökleri erkeklik hormonuna farklı tepkiler vermekte ve ömür döngüleri farklı olmaktadır. Bu tamamen genetik kaynaklı, doğuştan gelen bir durumdur. Ne kadar erken yaşta başlarsa son durum o kadar ciddi olmaktadır. Bazı ilaçlarla bu durum yavaşlatılabilmekle birlikte geri dönüşü ilaçlarla mümkün olmamaktadır. Bu durumda kesin çözüm saç ekimidir.

Günümüzde F.U.T. ve F.U.E. yöntemleri kullanılmaktadır. Aralarındaki fark saç köklerinin alınma tekniğinin farklı olmasıdır. Bunun dışında alınan saç köklerinin ekim aşaması her iki teknikte de aynıdır. Saç kökü alınırken, ekim yapılırken ve bekletilirken özenli davranmak sonucu olumlu yönde etkileyecektir. Saç kökü alınırken kökün zarar görmesi yaşamasını engeller, saç kökünün yerleştirileceği kanalların açılış sıklığı, derinliği ve yönü doğru uygulanırsa saç ekiminin sonucunun doğal görünmesini sağlar.

Saç ekimi tamamlandıktan sonra hastanede kalmanıza gerek yoktur. İki gün sonra ilk yıkama yapılmakta ve saç alınan bölge açık bırakılmaktadır. Bu yıkamadan sonra seyahat edebilir ve birkaç gün içerisinde günlük yaşantınıza dönebilirsiniz. Ekim sonrası yaklaşık 2 hafta sürecek kabuklu görüntüyü şapka kullanarak gizleyebilirsiniz. Sonuçta saç ekimi için toplamda 2 gün ayrılması yeterlidir. Kendinize ayıracağınız bir hafta sonunda bu işlem yapılabilmektedir. Saç ekiminin doğal süreci olarak ekilen saçlar 15 gün sonra dökülmeye başlayacaktır. Saç kökleri canlılığını koruduğu için yeni saçlarınız 3 ay sonra yeniden çıkmaya başlayacaktır. 6-9 ay içerisinde saçlarınızın çok büyük bir kısmı çıkmış olacaktır. Ancak 1 yılın sonunda bile yeni bir saç telinin çıktığını görebilirsiniz.

Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın saç ekimi sırasında uygulanan özen, ekibin tecrübesi, cerrahi ve ameliyathane koşulları son derece önemlidir. Bu tür işlemler plastik cerrahlar gibi bu ve diğer cerrahi işlemler konusunda uzman kişiler tarafından planlanlanmalı ve steril hastane ortamında gerçekleştirilmelidir.